12/15/2010

Tanrı'nın Tuvali

Bir ressam görüyorum. Kafasında o meşhur ressam şapkası, kulağının arkasına sıkıştırdığı boya fırçası ve ellerinde kalmış boya lekeleri ile bir ressam olduğu hemen anlaşılıyor. Etrafı öyle detaylı, öyle ciddi inceliyor ki, insanlarda şüphe uyandırıyor. Bende uyandırmadığı o şüpheyi... Bana öyle geliyor ki o, her ressamın yaptığı gibi adını dünya koydukları tuvali inceliyor. Renklerini keşfediyor.

Siz sanırsınız ki ressamlık bir tuval üzerine iki karalama bir boya ile yaratılan eserin sahibi olmaktır. Oysa ressamlık bundan çok daha fazlasıdır. Bir ressam çizer, boyar, yaratır; bunun dışında ressamı tam anlamıyla ressam yapan diğer özelliği ise hayatın renklerini görebilmektir. Aslında her insan bir ressamdır. İster kendi hayatlarını olsun, ister başka bir hayatı olsun, insanlar hayatı renklendiren varlıklardır. Önemli olan tuvalin üzerindeki sahte boyalar değildir; asıl önemli olan tuvalin arkasındaki ilham kaynağıdır. Tuvalin önünün dolu olma sebebi ise ressamın tuvalin arkasındakini görmesidir.

Ressamlık daha siz küçük bir bebek iken başlar. Küçük bir bebeğin bile ilgisini çeker renkler. Bundan ötürü fıldır fıldır tarar etrafı o küçük, dünyaya yabancı, masum gözler: Dünya rengarenk. Ağaçlar, kuşlar, insanlar... bizim ressam ruhumuzu ortaya çıkarırlar.

Herhangi bir insan yapamaz; ama ressam yapar. Ressam tuvalini asla boş bırakmaz. Sizler hayatınızın siyah-beyaz karelerinden kaçarken, ressamlar siyahın ve beyazın da birer renk olduğunu düşünür. Ellerinde kalmış boya lekeleri ile dışarı çıkmaktan utanç duymazlar. Aksine, başları diktir. Tanrı'nın yarattığı bu nefes kesici resmi inceler; hüznü, mutluluğu, beraberliği, ayrılığı, aşkı ve tutkuyu biraraya toplayan... Belki biraz imrenme ile, belki biraz özlem ile... kaç ressamın harcı olabilecek bu resme... cebinden çıkardığı boya fırçasıyla bunu yapmanın ne kadar zor olacağını ölçercesine... Ellerinde kalmış boya lekelerine değecek bu gerçeğe...

Tuvalin arkasında ne olup bittiğini çok iyi bilen birinin eserine... peki ama bu resim nasıl olur da her şeyi en iyi şekilde gösterebilir? İçinde bulunduğumuz şu koca dünyanın aslında ne kadar küçük olduğunu gösteriyor bu resim. O küçük dünyada iyi kötü bunca insan beraber yaşıyor değil mi? Her ne kadar gittikçe korkunç bir hâl alsa da, bu dünyada birlikte yaşıyoruz.

Gözlerini kamaştıran bu tabloya bir kez daha bakar ressam. Ellerinde boya fırçalarıyla içlerinde kalan son imrenme kırıntılarını süpürürken o tuvale bakıyorlardır hâlâ. Bu efsanevi tuvale...

Tanrı'nın tuvaline.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder