8/05/2011

Paslı Bir Defterden

hayali evimin hayali balkonunda,

hayali denizinin tam karşısına bir tabure çektim.

görmeyen gözlerimi kapattım,

işitmeyen kulağım dalgalarda,

koku almaktan aciz burnum havada,

titreyen ellerim çayıma doğru uzanırken

hissettim kasırgaları yatıştıran ılık meltemin dokunuşunu.


siper ettim kirpiklerimi gözlerime,

kimse göremedi mavisini.

kendi denizinde boğuldu yanaklarım,

meltem aldı götürdü saçlarımı

bir o yana, bir de bu yana…

ama sonunda düşüverdi bukleler hâlinde

geniş omuzlarıma.


tutturdum bir ritim törpüsüz tırnaklarıma,

çaldım nemli havadan,

bana ait olan ıslığı.

çektim içime kokusunu

yapraklarını henüz dökmüş güllerin.

kaynağı gözlerim olan dalgaların

kıyısı bellediği yanaklarımdan süzülüşünü izledim.


yaktım sigaramı,

paslı çakmağım elimde.

çektim içime kasvetli dumanı,

üfledim ondan kasvetli havaya.

bastırdım sigarayı kül tablasının kalbine,

söndürdüm ateşini.

yaslandım arkama,

sandalyemin gıcırtıları eşliğinde.


gökyüzü çekmiş mavisini denizden,

yeşilimsi bir renk bırakmış ardında.

merak ettim;

gökyüzü ne zaman çekecekti mavisini benim gözlerimden?

7/21/2011

Ve Ölüm Bir Adım Daha Atar

Gözyaşların... Akmasın diye direnirken sen, uzatılan bütün mendilleri tek bir hareketinle geri çevirirken anlamışsındır aslında bir avuç gözyaşının da çoktan boşa gittiğini. Ağlamıyorum diye inatlaşırken hala, anlamışsındır oluşturduğun bütün bu göleti. Kanamıyor diye kabuğuyla oynarken anlamışsındır, yaranın içinde kopan fırtınaları. Ve acıtmıyor diye koparırken kabuğu, anlamışsındır denizdeki dalga kadar, yaranın da bir sınırının olabileceğini.

Deniz kıyısına, yara bütün vücuduna kusar nefretini. Sense sadece gözyaşlarını salarsın, içini yiyen o büyük acının üzerine.